|

Ursula K. Le GUIN, Uçuştan Uçuşa, Metis Yayınları, (çev. Çiğdem Erkal İpek), İstanbul 2004.
Yarıyıl tatili için gelen kızkardeşimi ve yeğenimi karşılamak ve de sonrasında uğurlamak için gittiğim havaalanında her iki uçuşta da rötar olunca (itiraf edeyim ilkinde ben de heyecandan çok önceden gelmiştim alana) gergin bir bekleme süreci geçirdim. Sabiha Gökçen Havaalanı, Atatürk Havaalanıyla karşılaştırılınca çok daha sıkıcı bir bekleme yeri gibime geldi. Gergin bekleyişin kuruttuğu damağınızı ıslatmak istediğinizde ödemeniz gereken fahiş fiyatlar da eklendiğinde sıkıntınız artıyor. Neyseki yanımda kitaplarım vardı da boş geçirmedim vakti. ilkinde Reha Çamuroğlu'nun İsmail'i eşlik etti bekleyişime, ikincisinde ise rahmetli Mustafa Necati Sepetçioğlu'nun "Ve Çanakkale: Geldiler" adlı "Ve Çanakkale" üçlemesinin ilk kitabı. Ancak şimdi bunlardan bahsetmeyeceğim. Aslında bu beklemeler sonrasında daha iyi anladığımı düşündüğüm başka bir eser var ki onu sizinle paylaşmak istedim. Bir süre önce Ursula K. Le Guin'in "Uçuştan Uçuşa" adlı kitabını okumuştum. Kitap oldukça ilginç gelmişti, çeşitli paralel evrenlere yapılan yolculukların anlatıldığı bir gezi kitabı gibiydi. Önemli ütopya yazarlarından biri olan Le Guin'in dünyamızın sorunlarını kendine has üslubuyla yaklaştığını ve alegori yaparak biraz hoşca vakit geçirtirken okuru düşünmeye sevk ettiğini varsayarak bitirmiştim. Ekolojik felaketlere, inanç savaşlarına, mühendislik ve gen teknolojilerinin tedirginlik verici çalışmalarına, hırslara, ölçüsüz istek ve tamahkarlıklara karşı bir öngörü ve eleştiri olarak ele almıştım. Kitabın çıkış noktası olan sıkıcı havayolu beklemelerini açıkcası pek dikkate almamıştım, yalnızca konuya giriş için kurgusal bir vesile olduğunu düşünmüştüm. Ancak 15 gün içinde iki kere havaalanlarında tehirli uçakları bekleme bahtsızlığına uğrayınca yazarın neden paralele evrenlere yolculuk etme ihtiyacı hissettiğini daha iyi anlamış oldum. Her halde çok sık uçakla yolculuk yapan biri olsaydım bu esrarengiz yolculuğa çıkma yöntemini ben de keşfedersim :) Yazar (daha doğrusu kahramanımız), kendinden önce havaalanından uçağa binene kadar geçen sıkcı, gergin ve rahatsız durumdan kurtulmanın yöntemini bulan biri sayesinde boyutlar arası yolculuğa çıkıyor. Bu yolcululardan geri dönüldüğünde dünyamız saatiyle çok kısa zaman geçmiş olduğu anlaşılınca (Bunun nasıl olabildiğini anlamak için bir başka kitabı referans göstermek mümkün: C. S. LEWIS'in Narnia Günlükleri), sıkıcı bir bekleme farklı bir yolculuğa dönüşebilmiş. Kahramanımız bir yolculuğunda genetik biliminin mucizeleri olan İslac halkıyla karşılaşıyor. Bu boyutta genetikte gelinen sonuçlar biraz ürkütücü gerçi, karşılaştığınız birinin aslında mısır koçanı olması mümkün. Başka bir boyutta büyüdükçe konuşmayı bırakan Asonluları görüyor. insanın bu saygılı halka karşı acımasızlaşabildiğini görmek dehşete düşürücü. Çevresel etkiler kalkarsa bu ırkın yaşlanınca da konuşacağını ileri süren bazı bilimadamlarının sözde bilimsel çalışmalar için küçük bir kızı kaçırmaları ve denek olarak kullanmaları, kızın işkencelerden geçmesi başka boyutlara da dehşetimizi saçtığımızı göstermekte. Bir diğer boyutta kanatları çıkan sakinlerinin dramlarını okuyoruz. Rüyalarınızı herkesle paylaşmak ister misiniz? Yorumlatmak için birilerine anlatmayı kast etmiyorum, daha rüyanızı görürken başkalarının da bunları görmesi veya sizin de başkalrının rüyalarını görüyor olabilmenizi. Sizi bilemem ama ben pek istemem, ama bunun nasıl bir his olduğunu öğrenmek için Frinlilere sorabilirsiniz. Henglerin boyutunda herkesin kraliyet ailesinin bir üyesi olmasını ve bunun toplumsal sonuçlarını görmek mümkün. Bilimsel takıntıların ve hırsların bir grup genci ne hallere düşürdüğünü uykusuzlar boyutunda görüyoruz. Yazarımız hep gördüğü boyutları anlatmamış tabii ki, boyutlar ansiklopedisinden ve boyutlararası yolculukları düzenleyen acentanın (evet maalesef kapitalizmin eli bu boyutlara da ulaşmış) broşürlerinden ya da diğer bazı yolcuların anılarından da yararlanmış. Bunlardan biri yukardaki kapitalizm yakınmasının daha da vahim boyutlara ulaştığı bir boyuta ait yazılanlar. Yazarın yakın bir akrabası anlatmış bunları, yılın tüm günleri noel alışverişi yapabileceğiniz (paskalya vs. günler için de versiyonları varmış) bir boyut bu. Sadece VIP bekleme salonlarından ya da business class yolcuların gidebileceği bir boyut bu. sınırsız alışveriş tabii yeterince paranız varsa :) Yazarla anlaşamadığımız bir nokta var. O, bu yolculukların sadece havaalanlarından olabileceğini sanıyor. Elbette İstanbul'da yaşamadığı ve Gebze- Haydarpaşa hattını kullanmadığı için bu yolculuğun tren istasyonlarından da yapılabileceğini henüz bilmiyor. Bir gün kendisini de alıp beraber başka bir boyuta, bu kez Küçükyalı İstasyonu'ndan gitmeye davet edeceğim.
20:08 - 15/2/2009 -
|