| kitapci |

Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin Yeni Sayısı Yayınlandı11:28 - 20/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazTürk Dünyası Tarih Dergisi'nin Yeni Sayısı Yayınlandı11:28 - 20/10/2009 - yorum {yok} - yorum yazBir Dergi: VizyonTRT'nin hazırladığı Vizyon dergisi Birkaç aydır dergi raflarında bir dergi gözümüze ilişiyor: Vizyon. TRT aylık radyo ve televizyon dergisi olarak yayınlanan “Vizyon” dergisinin uzun bir mazisi var aslında. Dergi 241. Sayısına ulaşmış, ancak 237. Sayısına kadar dergi bayilerinde satışa çıkmayan bir dergi idi; dolayısı ile herkesin ulaşması mümkün değildi. 21 yıldır basılan ve her ay ücretsiz olarak dağıtılan derginin dağıtımda ne gibi kriterler uyguladığını bilmiyorum ama ben hiç okumamıştım J. TRT bu yılın mart ayında “Vizyon” dergisini bayiden satışa sunmaya başladı. Derginin editoryal yazılarına göre önemli bir baskı sayısı yakalanmış. Ancak İstanbul’da bile her bayiden dergiyi temin etmek mümkün değil. İzmir’de sorduğum hiçbir bayide yoktu, bir çoğu böyle bir derginin varlığından bile haberdar değildi. Dağıtım sorunu her dergi için büyük sorun, TRT gibi köklü ve güçlü bir kurumun bu sıkıntıyı aşacağına şüphem yok. Derginin reklamlarını TRT kanallarında daha çok görülürse ilgi çekecektir. Vizyon dergisi bir haber dergisi olarak çıkmakta ancak piyasadaki bir çok haftalık ve aylık dergiden çok farklı değil. Hemen her konuda herkesin zevkine yönelebilecek yazılar bulmak mümkün, genel olarak iyi bir dergi diyebiliriz. Ancak TRT gibi dünyanın bir çok yerinde ekipleri, elemanları olan bir dergide daha haber yoğun bir içerik beklemekteyim. Her ay doğal olarak değişen dosyalar dışında “Ayın Kareleri”, “Geçmişten Kareler”, gibi görsel ağırlıklı sürekli bölümler yer almakta, yine her ay sinema, müzik, kültür, kitap, sağlık gibi bölümler bulunmakta.
13:20 - 23/7/2009 - yorum {yok} - yorum yazBir Gazete: Ufuk Ötesi
Ufuk Ötesi Gazetesi, 6 yıldır yayın hayatında ve ocak ayında 70. sayısı ile okurlarıyla buluştu. Kemal Çapraz'ın yönetimindeki gazete her sayısında dolu bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Aylık olarak yayınlanan gazetede haber, yorum, kültür, sanat, sağlık, edebiyat, mimarlık, dış politika, siyase gibi pek çok konuda yazı ve köşe okuyabilmekteyiz. Gazete bu sayısında çok önemli bir belgeyi ilk defa yayınlıyor. Türk Arşivciler Derneği’nin başkanı Hacı Haldun Şahin ve çok değerli araştırmacıları, Yaşar Celep ve Abdurrahman Yarar’ın ortaya çıkardığı bu belge muhteva itibariyle çok önemlidir. Bu çok önemli belgeyi herkes okumalı. belgeyi yayınlayan Kemal Çapraz'ın belirttiği gibi "Şimdiye kadar bu belgenin gün ışığına çıkarılmayışına da doğrusu şaşmamak elde değil". Lozan Konferansı sırasında İngiliz delegasyonunun Kürtlere bağımsızlık verilmesi dayatmasını Türk heyetinin önüne çıkarması üzerine, Umum Kürt Amele ve Esnaf Cemiyeti Reisi Salih Kahya namına Erzurumlu İsazade Ahmet, İstanbul'da Umûm Kürtler nâmına Lolan Aşîreti Re’isi ve sâbık Kürt Gençler Cem’iyeti Re’isi [Düzer]-zâde Dersimli Mehmet Sabri İngilizlere ders niteliğinde bir cevap mektubu yazmışlardır. Bu tarihî mektup Başbakanlık Osmanlı Arşivi, HR. İM, 60/3] sayılı olarak kayıtlıdır. Bu önemli belgede söylenenler bugün de bir takım güç, devlet ve birliklerce karşımıza çıkarılan küstah dayatmalara cevap niteliği taşımaktadır. Mektubun günümüz Türkçesi ve orijinal hali gazetede yer almaktadır. Gezi köşesinde Doç Dr. Orhan Gedikli, Rodos adasında Türk izlerini bizlere tanıtıyor. Hüseyin Özbek'in Tutanak köşesi İngilizlerin hala emperyalist bir tutum izlemekten vazgeçmediğinin ve bu amaçlara hizmet etmekte olan bir takım zevatın halini ortaya sermektedir. Nilüfer Yalçın, Tekonovizyon köşesinde küresel rekabet ve ülkemizin bu kapışmadaki yerini irdelemektedir. Gazetenin en ilginç yazılarından biri Aydil Erol'un Bamteli köşesindeyer almakta; Aydil Türk mimarlık tarihinde yapılan bazı tespitlerin yanlış olduğunu, Ermeni asıllı Balyan ailesine maledilen pek çok eserin asıl mimarlarının başkaları olduğunu, müteahhitliğini yaptıkları binaların bile mimarı olarak gösterildiklerini belgeleri ile yazmaktadır. Dr. Yusuf Gedikli PKK'ya yönelik operasyonları, geçmişten günümüze ele alarak son durum hakkında analizler yaparak bunları bizimle paylaşmış. Zeki Hacı ibrahimoğlu ise PKK'nın maddi kaynaklarını anlatmış yazısında. Kültür Sanat köşesinde Coşkun Çokyiğit Kabadayı filmini ele almış. Baki Günay, askeri istihbaratımız için çok önemli bir adım olan keşif gözetleme ve uydu sistemi projesindeki gelişmeleri ve bir kaç ay içinde fırlatılması düşünülen "Göktürk" istihbarat uydusu hakkındaki bilgileri bizlere aktarıyor. Gazetede yer alan diğer bir çok yazıda Bulgaristan'dan, Pakistan'a, Avrupadan Amerikaya, Ekonomiden sağlığa, denemeden hicve pek çok güzelliği paylaşıyoruz. Gazete hakkında daha çok bilgiyi internet sayfasından edinebilmek mümkün: http://www.ufukotesi.com 23:54 - 27/1/2008 - yorum {1} - yorum yazBir Anma Bir Dergi: Aşura- Türk Edebiyatı
BUGÜN MÂH-I MUHARREM VAKT-İ MÂTEMDİR Muharrem ayı Arabi ayların birincisidir. Bu ay savaşmanın haram sayıldığı dört aydandır. Bu ayın takvimin ilk ayı olmasının dışında önemli özellikleri vardır. İslam tarihinin dönüm noktalarından olan olayların bir kısmı bu ay içerisinde meydana gelmiştir. Bunlardan şüphesiz en önemlisi ve acısı Kerbela olayıdır. Muharrem ayının onuncu gününe Aşura denir ve bu ayın en önemli günüdür. Hz. Muhammed’in torunu olan Hz. Hüseyin ve ailesi, Yezid’in ordusu tarafından 10 Muharrem 61 (10 Ekim 680) yılında Kerbela’da şehit edilmiştir. Bu katliam küçük bir gruba karşı binlerle hatta bazı kaynaklara göre onbinlerle ifade edilen bir ordunun saldırısı neticesinde olmuştur. Muaviye’nin çeşitli dalaverelerle elde ettiği makamı, antlaşmalarına riayet etmeksizin oğlu Yezid’e bırakması ve Yezid’in kendisine biat etmesi için Hz. Hüseyin’i zorlamak istemesi İslam dünyasında büyük üzüntü yaratan bu olayların meydana gelmesine sebep olmuştur. İslamla bağdaşmayan yaşamı, tutumu ve davranışları ile Yezid’in, Müslümanların halifesi kisvesi altında İslam düşmanlığı yapmasını kabul etmeyen Hz. Hüseyin bu duruma karşı çıkmış ve mücadele etmiştir. Bu olay toplumsal, siyasal, dini pek çok yönden İslam dünyasını etkilemiştir. Olayın üzüntüsünü duyan Müslümanlar bu olayı anlatan çeşitli yazılı, sözlü eserler vermişlerdir. Özellikle edebiyatımızda mersiye türünün özel bir dalı olacak kadar muharremiye ve makteller yazılmıştır. Ağırlıklı olarak Şiilerde görülen yas tutma ve acıyı gösterme ritüelleri çeşitli derecelerde Sünnilerde de görülmektedir. Özellikle tasavvuf ehlinde Muharrem ayında peygamber torunlarına yönelik sevgi ve saygı ifade eden törenler sık görülmüştür. Burada söylenenler ve yapılanlar başlı başına bir edebiyat oluşturmaktadır. Bu yazıda ne bu acı olayın detaylarına ne de bahsettiğimiz edebi örneklere detaylı olarak girilmeyecektir. Bu konuyu çeşitli açılardan inceleyen bir derginin tanıtılmasıyla yetinilecektir.
Türk Edebiyatı dergisi Ocak 2008 sayısının kapak konusunu “Muharrem” olarak belirlemiş. Dosyanın ilk yazısı Sadık Yalsızuçanlar’ın son günlerde Başbakan Tayyip Erdoğan ve devlet ileri gelenlerinin katılımı ile gerçekleştirilen Muharrem iftarı konusu ile gündeme gelen Reha Çamuroğlu’yla yaptığı bir mülakat. Sadık Yalsızuçanlar’ın Aşura ve Kerbela olayı üzerine etkileyici yazılarını okumuştum (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=473016). Son olarak birkaç gün önce zaman gazetesinde yine aynı konuda bir yazısını okudum, buradaki mülakatın izlerini o yazıda da görmek mümkün (http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=633797). Yine yazarın söyleşilerinden oluşan “Her Yer Kerbela” adı çalışması yakın zamanda Kapı Yayınlarınca basıldı. Reha Çamuroğlu ise Alevilik üzerine çalışmaları olan, aynı zamanda romanlara da imza atan bir isim. AKP’den İstanbul milletvekili olarak TBMM’de yer almış durumda. Çamuroğlu İslam’da Hz. Ali ve Hz. Hüseyin’in yerlerini, tarihi ve mitolojik kişiliklerini, bunların özellikle Anadolu insanının üzerindeki etkilerini anlatıyor. Mazlum ve ezilen kavramları arasındaki farka dikkat çeken Çamuroğlu, günümüz dünyasında Müslümanların hareket tarzlarının ne olması gerektiği üzerine ilgnç görüşler ileri sürüyor. Yine sohbetin önemli konularından biri Kerbela olayının edebiyat geleneğimize katkısı olmuş.
Prof. Dr. Mustafa Kara, geçmişte dergahlarda yapılan Muharrem törenlerini anlatıyor “Dergahlar ve Mersiyehanlar” başlıklı yazısında. Kara, Kerbela olayını manzum ve mensur eserlerde anma geleneğinin sadece tekke edebiyatına has bir tavır olmadığını birçok divan şairinin de bu tür eserler verdiğini örneklerle belirtmektedir. Bu eserler zamanla bestelenerek Muharremiyye, Mersiye-i Kerbela, Maktel-i Hüseyin gibi adlarla anılmışlar ve mersiyehanlar tarafından makamla okunmuşlardır. Bunlar musiki dünyamızın önemli alanlarından biri haline gelmiştir. Yazar dergahlarda Muharrem ilahileri okumanın yanı sıra Fuzuli’nin yazmış olduğu “Hadikatü’s- Süeda (Mutlulukların Bahçesi)adlı nesir- nazım karışımı eserin okunduğunu anlatmaktadır. Yazar Bursa Bektaşi dergahı ve Üsküdar Rıfai Dergahında yapılan merasimleri anlatmaktadır. Okunan mersiyeler sırasında çok etkilenen ve ağlayan dervişlerden bazılarının vefat ettiğini bilindiğini belirtmektedir. Bilal Kemikli de “Şah-ı Şehid, Maktel ve Muharremiye” başlıklı yazısında edebiyatımızdaki maktel ve mersiyelerle ilgili bilgiler veren diğer bir yazar. Eskiden İstanbul’da muharrem ayında yaşananların bir Rus’un gözünden (V.A. Gordlevski)anlatıldığı “İstanbul’da Muharrem” başlıklı yazıyı Cemal Aydın çevirmiş. İstanbul’da yaşayan Azerbaycanlı ve İranlı Şiilerin düzenledikleri törenleri ve ortamı ince detaylarla anlatan yazıda İstanbul şehrinin tarihi açısından ilginç detaylara da rastlamaktayız. İstanbul’da yaşayan Şiilerin bir nevi merkezi konumunda olan Valide Hanı’nda yoğunlaşan yas törenlerini genişçe anlatmış yazar. Şii olmalarına karşın yazarın “aydın” diye adlandırdığı bir kısmın bu törenlere, özellikle törenlerde yaşanan kanlı ritüellere karşı olduğunu hatta devletten bu durumun engellenmesini istediklerini öğreniyoruz. Muharrem ayında daha önce bahsettiğimiz gibi İstanbul’da dergahlarda çeşitli etkinlikler düzenlenirdi. Bu etkinliklere dergahların şeyhleri birbirlerini davetiyelerle çağırırlardı. Emin Nedret İşli bu davetiyelerden dördünü inceleyerek istifademize sunmuş. Cemaleddin Server Revnaklıoğlu imzalı 1951’de yayımlanmış “Eski Muharremlerde Mersiye ve Aşure” başlıklı yazıyı dergi okuyucularıyla yeniden buluşturuyor. Yazıda dergahlarda muharrem ayının onundan otuzuna bazen de sefer ayının sonuna kadar kırk gün yavaşça ve hazin hazin zikir yapıldığını, ayin-i şeriften sonra İmam Hüseyin ve kerbela şehitlerinin ruhu için misafirlere, fakirlere, konu komşuya sofralar açıldığını; tevhidhanede ise mersiye ve menkibeler okunduğunu anlatıyor. Yazar çeşitli tarikatlara ait dergahlarda yapılanları örneklerle anlatıyor yazısında. M. Selim Gökçe “Ya, Hoy Goygoy Canım” başlıklı yazısında Aşure geleneğini, gelişimini ve zamanla dini bir ritüel haline gelişini anlatıyor. Yazar İstanbul’da tespit edemediğimiz bir tarihte aşurelik malzeme toplayan derviş- dilenci karışımı bir grubun ortaya çıktığını ve zamanla bu grubun Muharrem ayının ilk on günü İstanbul hayatının vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini anlatıyor. Muharrem hilali görünür görünmez altı kişilik gruplar oluşturan bu hırpani kıyafetli derviş takımı tek sıra halinde birbirlerinin omuz başını tutarak: “Hasan, Hüseyin’e olan işlere Gökte melek, yerde her can ağladı. Görün görün yezidlerin halini, Bağladılar hep suların yolunu, Soldurdular Fatma ana gülünü, Ya hoy goygoy canım” Diyerek mahalle mahalle dolaştıklarını, her kapıyı çalıp aşurelik malzeme topladıklarını anlatıoyr. Okudukları mersiyenin sonunda tekrarladıkları “Ya hoy goygoy canım” sözleri yüzünden goygoycular olarak anılan bu insanların daha sonra sırra kadem bastıklarını, cumhuriyetten sonra ise dilimize “goygoycu” tabirini armağan ederek ortadan kaybolduklarını ekliyor. Kerbela olayı sadece edebiyat konusu olarak ilenmemiştir. Minyatür sanatı içinde de örnekleri mevcuttur. Ayrıca çeşitli resimlere de konu olmuştur. Kerbela hadisesinin önemli olayları resmedilmiştir. Modern resim sanatımızda bu konuda çok örnek var mı bilmiyorum açıkcası. Beşir Ayvazoğlu “Çağdaş İkonoklast: Erol Akyavaş” başlıklı yazısında Erol Akyavaş’ın eserlerini, çalışmalarını anlatmış; Miraçname adlı litografi dizisiyle büyük başarı kazanan Akyavaş’ın sentez arayışını aşarak Türk- İslam kültürünü ve tasavvufu dışarıdan kuşatarak değil içerden kavrayarak “görsel”leştirme çabasında olduğunu belirtiyor. Yazıda Akyavaş’ın Kerbela konulu çalışmalarının özellikleri ve çeşitli örneklerine de yer veriyor. Dergi kapak konusu içinde Kamil Uğurlu’nun “Hz. Hüseyin’in Şehadeti Beyanındadır” adlı şiirine de yer vermiş. Dosya konusu dışında da çok güzel çalışmalar yer almakta dergide. Efemera, hazine-i evrak ve kırkambar gibi köşelerde ilgi çekici konular yer almakta. “Yad it Fuzuli Al-i Aba halin eyle ah Kim berk-ı ah ilen yakılur hırmen-i günah”
03:42 - 19/1/2008 - yorum {5} - yorum yaz
|
Tanım okudugum kitaplari sizlerle paylasmak istiyorum Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım • kitapyurdu • mehmet nuri yardım • şehitler ölmez • Şahin Uçar Tarih felsefesi • strateji • 2023 dergisi • millet haber sitesi • sanat alemi • etik haber • ben kendim • bi tanem • ırak turkmenleri • Turklere uygulanan soykırımlar • engelinin sayfası • durmuş hocaoğlu • AGAM • Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele • dünyayı Türkçe okuyun • Armenian Genocide • Azeri kültür evi Kategoriler Son Yazılar - Azerbaycan Ziyaretimizin Azerbaycan Basının'da Yansımaları - Bir Seminer Duyurusu: Şahin Uçar- Tarih Felsefesi - Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin Yeni Sayısı Yayınlandı - Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin Yeni Sayısı Yayınlandı - Bir Alıntı: Kardeş Kardeşe Borç Vermez - bayram kutlaması - tebrik - Bir Kitap: Ramazanname - Bir Duyuru Bir Davet: Muğam Gecesi - Bir Dergi: Vizyon - Bir Opera: Gizli Evlilik - Başarılar - bir şiir: üniversite yıllarımda - anneler günü - TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ KUTLU OLSUN - Bengütürk televizyonunda Ermeni Sorunu Tartışıldı - Azeri Kültürevi Paneli - BİR ŞİİR- BİR VEDA: ÜŞÜYORUM - kutlama: Nevruz - çanakkale geçilmez ![]()
| ||||||