kitapci
G O K M e N

BİR ŞİİR: KURTARICI MELEKLER

Kategori: misafir editor


 

fotograf http://www.harran.edu.tr/idari/sivilsavunma/index.htm adresinden alınmışıtır.


Bu kez editörümüz bir ilköğretim öğrencisi. Hereke Nuh Çimento İlköğretim Okulu 3- A sınıfı öğrencilerinden Atacan KILIÇOĞLU'nun güzel şiiri (söylemesi ayıp ödül aldı :) )

 

KURTARICI MELEKLER

 

Felaket gelmeden önce

Önlemimizi alalım.

Evde, işte, okulda

Hep hazırlıklı olalım.

 

İlkyardım konusunda

Eğitimler alalım,

Sivil savunmanın

Bizde bir üyesi olalım.

 

Sel, yangın, depremler

Bizleri hep mahveder.

En büyük yardımcımız

Sivil savunma denen melekler.

 

Atacan KILIÇOĞLU

12:26 - 28/4/2007 - yorum {1} - yorum yaz


ÖZGENİN KİTAPÇISI: ABD'DEN BİR KONUK

Kategori: misafir editor


 


 

Herkese selamlar ve sevgiler ;)

Sevgili Gökmen’in taa oralardan beni tehdit etmesi nedeniyle su anda size bu yazıyı yazıyorum. Hani bazen bir besteciye gidip hadi bana beste yap derler ya kendimi öyle hissettim, yooo yazı yazmakta uzman oldugumdan diiiil J))) sorun bu yazıya nasıl baslayacağımı bilemememden kaynaklanıyor. Aslında Gökmen’in ricasi şu anda ailemden, arkadaslarimdan kisacasi tum sevdiklerimden uzakta Amerika’da yasiyor olmamdan kaynaklaniyor. Amerika’da doktora yapan gencligin insanin Turkiye’de doktora yapanlarinkinden pek farkli bi hayatlari yok, en azindan ben henuz farkedemedim J))) her gun sabah kalkip okula gidiyorum, arastirma projesi ile ilgili illaki yapacak biseylerim oluyor, onunla ilgilendikten sonar varsa dersim, derse gidiyorum, ve de bol bol odevlerle ve de sinavlarla bogusuyorum, ve her akademisyenin yakindigi gibi isim asla iste bitmiyor, illaki eve okuncak, yazilcak cizilcek bir suru seyle geliyorum(bu yaziyi yazarken harcadigim zamanda kac tane makale okurdum ben aaahh aaahhh alacagin olsun Gokmen :p). Tek fark bunlari baska bir ulkede, tum sevdiklerimden uzakta, bol bol hasretlik cekerek yapiyorum. Hani diyceksiniz o zaman ne isin var oralarda J))) ben de bunu dusunuyom geldigimden beri J)) yok yok, aslinda en buyuk sebep arastirma olanaklarinin cok iyi olmasi ve tabii akademik cevrenin burda bilim yapmakla ugrasiyor olmasi!!!

 

Isin akademik yanini birakalim bir kenara, biraz Amerikan sosyal hayatindan bahsedelim diyecegim ama goruyorum ki caaanim ulkem, ozellikle guzel Istanbul’um artik o kadar amerikanlasmis ki, buraya ayak uydurmakta o kadar zorlanmadim, aslinda buna uzulsem mi sevinsem mi algilayabilmis degilim. Icinde bulundugumuz sartlar mi bizi bu duruma itiyor yoksa biz aslinda farkinda olarak ve isteyerek mi secimler yapiyoruz inanin bilmiyorum. Bahsettigim Istanbul’da surekli gittigim restoranlari, kafeleri burda da elbette gordum, gidiyorum, ama Istanbul’da iken gitmekle dogru secim yapip yapmadigimdan emin degilim. Dedigim gibi icinde bulundugumuz sartlar mi bizi bu duruma itiyor yoksa biz aslinda farkinda olarak ve isteyerek mi secimler yapiyoruz inanin bilmiyorum. Ama ilk geldigim gunlerden birinde oglen aciktigimda karsimda Subway i gordugumde ne kadar sevindigimi anlatamam J))(bizim bolumun tam arkasinda ;)) dusunun hic biyer bilmiyorsunuz, kimseyi tanimiyorsunuz, kime guvenip guvenmeyeceginiz belirsiz, ya deneme yanilma yontemi ile bir sonuc elde edeceksiniz ya da deneyimlerinizden yararlanacaksiniz J ben ikincisini tercih ettim.

 

Ilk baslarda arkadas edinme zorlugu cektim!!!!! J inanmasi zor degil mi? beni taniyanlar bilirler arkadas edinmekte zok zorluk ceken bir insan degilimdir ama is, baska bir ulkede o ulkenin vatandasi bile olmayan baska baska insanlarla, kendinizi tam anlamiyla ifade edemediginiz bir dille sohbet etmeye gelince, inanin degisiyor. Bir kere kultur farkliligi denen seyi cok derin bi sekilde hissediyorsunuz (neyseki kultur soku yasamadim J). Muhendislik fakultesinde  oldugum icin etrafimda sadece hintliler var J fakuteyi ele gecirmis durumdalar. Okuldaki odada ben dahil 6 kisiyiz, 5 i hintli J danisman hocam yunan, bolum baskanimiz misirli J sinifta sadece iki tane amerikali ogrenci var J Aslinda burda olmanin en guzel yani uluslararasi bir arkadas cevrenizin olmasi. Neyse arkadas edinme zorlugu diyordum, dedigim gibi tabii ki ilk baslarda sadece okuldaki odamda vakit gecirdigimden olsa gerek sadece hintli arkadaslarim vardi. Kabul cok zekiler ve derslerimde bana cok yardimci oluyorlar ama is muzik konusmaya ya da bir filmden bahsetmye geldiginde dunyadan bihaber olduklarini gormek cok aci. Beatles die bir grubun varligindan haberdar olmamalari cok ilginc mesela, cok buyuk bir hayranlari olmasam da Beatles diye bir grubun varligindan en azindan haberdarim J yaa biriniz bilmezsiniz ya da ikiniz kabul ama hicbiriniz mi bilmezsiniz ki Beatles bir ingiliz grubu ve bir ingiltere somurgesi ulke olarak zaten ingiliz ingilizcesi konusuyorlar J komik… neyseki bolum dersleri disinda ingilizce dersi aliyorum bir de, akademik yayinlar icin, orda da cesit cesit milletten arkadas edindim. cinli, japon, tayvanli… cinlileri anlamak oldukca zor, cince mi konusuyorlar, ingilizce mi anlayamiyorum J ingilizce sinifindan kafa yapima uygun bir arkadas edinmeyi basardim J arkadas tayvanli J en azindan ne dedigimi anliyor ne dedigimi anliyor derken manteliteyi kastediyorum J japonlar cok iyiler, ozellikle hatunlar sanirim genlerinden gelen bisey yardim etmek icin adeta cirpiniyorlar J ama onlarin da dunyadan bihaber olduklarini belirtmeden gecemeyecegim… cok calistiklarindan mi kaynaklaniyor bilemiyorum. NBC de bir dizi izledigimden bahsettigimde Amerikan kanali mi sorusu ile karsilasmis olmak beni sasirtan diger bir durum ki bu insan 6 yildir amerikada yasiyor. Insanlari bilmedikleriyle yargilamayi sevmem ama iste bunlar sadece beni sasirtan olaylar ki zaten bu garipliklerin disinda hepsi kendi dallarinda cok cok basarili insanlar.  

 

Aslinda burada yasadigim en sasirtici olay, kullanmakta oldugumuz muhendislik binasina bomba alarmi yapilmasidir. Sakin bir ogleden sonar odamda bilgisayar basinda arastirmamla hasir nesir olurken odamizin kapisi calindi, bi adam binanin bosaltilmasi gerektigini soyledi. Tamam dedik, bilgisayarimda acik olan dosyalarimi kapatmaya basladim, 1dk gecmedi adam tekrar kapida ama bu sefer daha bi heyecanli, cabuk olun cikin disari diye bagiriyor, ne bilgisayai kapatildim, ne cantami toparlayabildim, tek yapabildigim montumu kapip kendimi disari atmak oldu. Disari cikinca polis araclarinin butun yollari kapattigini gorunce sasirdim, sonra bomba alarmi yapildigini ogrendim, ilk baslarda cok ciddiye almadigimi, amerikalilarin klasik onlem merakindan kaynaklanan bir durum oldugunu zannetsem de bir sure sonra tum ulusal kanallarin bizim binanin onune yigilip canli yayina baslamalariyla isin ciddiyetinin farkina vardim. Tabii o gun tekrar binaya girme imkanim olmadi, ertesi gun gazetelerden okudum ki, bir sahte bomba ihbariymisJ

 

Ne kadar onlem meraklisi olsalar da iyi insanlar su amerikalilar ya da ben hep iyilerine denk geldim Allah’tan J ve de cok durustler… uzun zamandir burda yasayan bir turk arkadasim eger araba alacaksan(ikinci el tabii ki J) bi amerikalidan al diye tavsiyede bulundu cunku arabanin daha once gecirdigi kazalari bir bir sayip arabanin hangi tamirleri gordugunu soyluyolarmis J ilgincler ama guzel… neyse dedigim gibi iyilerine denk gelmis olsam gerek ondan, bilgisayar masasi aldim odama ama hani parca parca olanlardan ve tornavida ve cekis yardimiyla birlestirilmesi gerekenlerden neyse amerikali bir arkadasima belim agriyor o yuzden yeni aldigim bilgisayar masasini birlestiremedim diye yakindim sadece ve ertesi gun geldi bilgisayar masasini kurdu J bu arada ihtiyacim olan tornavida ve cekic gibi ivir zivirlarla dolu bir alet cantasini da baska bir amerikali arkadasim evime kadar getirdi J bu arada bilgisayar masasini kuran amerikali arkadas tam bir turk hayrani, yari turkum diyo zaten J turk adetlerinin hemen hepsini ogrenmis J turkce de konusuyor az biraz (bana bacim diyor J) bi kac kez de Turkiye’ye gitmis hatta Konya’ya bile J neyse Amerikada hayat boyle dostlar, bol bol hasretlik cekerek (bir yunan restoraninda serdar ortac sarkisi duydugumda aglayacak ve bagira bagira eslik edecek kadar :’)) bol bol ders calisarak ve odev yaparak ve tabii ki Turkiye’de izlemeye basladigim cogu TV dizisinin ileriki sezonlarini izleyerek J ama bu Turk dizilerini unuttugum anlamina gelmesin cunku her carsamba dersten sonra okulda kalip Binbirgece nin yeni bolumunu internetten mutlaka izliyorum, bol bol aglayarak tabiii J ulkemi, ailemi, dostlarimi kisaca tum sevdiklerimi cok cok ozledim, en kisa zamanda tum sevdiklerime tekrar kavusabilmek dilegiyle ;)

 

 

Gecmis ve gelecek yoktu

Istanbul vardi,

Olum yoktu, yasam yoktu,

Yalnizlik yoktu, issizlik yoktu,

Istanbul vardi….

 

Mehmet Fehmi Imre

 

 

Sevgilerimle,

 

Ozge Cavusoglu J

 

GOKMENİN NOTU: Ozge beni kırmayıp yoğun işlerinin arasında yazısını hazırladı. Teşekkür ediyorum. Diğer arkadaşlarıma da artık mazeretleri kalmadığını belirtiyorum.

21:06 - 20/3/2007 - yorum {2} - yorum yaz


Bir Cinayet Üzerinden Türk Milliyetçiliğinin Linç Edilmesinin An

Kategori: misafir editor


 

Bir Cinayet Üzerinden Türk Milliyetçiliğinin Linç Edilmesinin Anatomisi: Vurun Yoldaşlar Vurun

 

            19 Ocak 2007 saat 15:00 sularında ajanslar hararetli ve şok edici bir haber geçti, Hrant Dink vuruldu”. Menfur bir cinayet sonrasında hayatını kaybeden Hrant Dink Türkiye’nin bütün gündemini birden bire alt üst etti. Hadise sonrasında cinayet bütün Türkiye çapında kınandı, katil zanlısı ve bağlantılı olduğu söylenen bütün arkadaşları kısa sürede –yaklaşık 32 saat içinde- yakalandı. Toprağı bol olsun, elim bir şekilde hayatını kaybeden gazeteci Hrant Dink’in ölümünden itibaren başlayarak “toplumsal tepki”, “sivil duyarlılık” veya adına ne dersek diyelim bir oluşum yaşandı günlerce “Hepimiz Ermeniyiz! Hepimiz Hrantız!” sloganları atıldı. Dink’in ölümünden milliyetçiler ve devlet sorumlu tutularak. Adeta bu olanların müsebbibi milliyetçilermiş gibi gösterilmeye başlandı. Cinayeti lanetleyen kesimler eylemlerinde cinayetten çok devlete ve milliyetçilere yüklendiler.Bu kısa hatırlatmadan sonra esas konumuza dönelim; bir cinayet üzerinden, -kana dayalı olarak- linç felsefesinin nasıl inşa edildiğini milliyetçiliğin ayaklar altına alındığını ve Türk milliyetçiliğinin “faşistlik (2. Dünya savaşındaki anlamıyla)”  ile yaftalandığını tartışacağız.

 

 

Parmak ucu Toplumu ve Akıl Tutulması: İfrat ve Tefrit Arasındaki ince Çizgi

 

Cinayetten sonra herkesin ağzında bir motto oluştu Hepimiz Hrant’ız! Hepimiz Ermeni’yiz! Bu slogana katılmak mümkün değil çünkü bu tarz ajite edici laflar bu cinayetten hakikaten üzüntü duyan kesimleri yaralamaktadır. Hrant olamayız. Çünkü Hrant Dink’in diaspora Ermenilerinden söylemleri temelde taktik açısından farklıydı. Yoksa, Türk Milletini soykırımla suçlama konusunda pek farklı düşünmemekteydi. Bunun ötesinde son günlerde yaşananlar ise Hrant Dink üstünden bu ülkenin temel taşıyıcısı olan Türk Milleti’nin ve onun dayandığı değerler olan devlet ve bayrağın örselenmesidir.Örneğin Trabzon ülkenin şer odağı olarak mimlenerek bu güzel şehrimizdeki bütün insanlar potansiyel suçlu olarak değerlendirilmektedir (TAYAD’lılarla yaşananlarla, rahip Santaro cinayetiyle bağlantı kurmak için kurulan teorilerle beraber düşününüz) Ki bu durum en açık tabirle alçaklıktır bölücülüktür. Bu ülkede bu güne kadar kimse kimseyi etnik veya coğrafi kökeni dolayısıyla rencide etmemiştir. Ne ASALA terörünün en hızlı döneminde doğrudan Ermeni yurttaşlarımıza karşı bir hadise yaşanmıştır. Ne de PKK dolayısıyla Kürt vatandaşlarımıza karşı. Birkaç olaydan bütün bir Trabzon şehri yargısız infaza kurban gitmektedir.

 

  Bunun yanında kimi “sanatçı entelektüel aydın” kesim ise “bu ülkeye bu kadar çok bayrak dikilirse” olacağı budur demekle Türk bayrağından duydukları rahatsızlığı dile getirmekten çekinmemektedirler. Yukarıda anılan söylem çerçevesinde Türk Bayrağı adeta bölücü bir unsur olarak ima edilmektedir. Sanki söylenen şey Türk bayrağı değil de bir futbol müsabakasında karşı takımın bayrağı veya bir terör örgütünün flaması idi. Her nedense de yüksek tabakadan kimsenin aklına bu gelmedi.  Unutulmaması gereken ise Türk bayrağı bu ülkenin en önemli temsil sembolüdür ve bu ülkenin bütün insanlarını birleştiren bir unsurdur.

 

Yani bu tarz söylemler birliğe ve kardeşliğe yapılabilecek en büyük saldırıdır. Bu tip tutumların maksadı bellidir. Türk’üm demeyi korkulacak bir şey haline getirerek vatanseverleri pasifize etmek, sözde soykırıma karşı duran kesimlerin mücadelesinin önünü kesmektir.

 

Son olarak sorulması gereken bir soru daha olduğuna inanıyorum, bir cinayete tepki göstermek güzel ancak bu tepkiyi gösterenler neden bu ülke için canlarını veren şehitlerimizin cenazelerinde yoklar neden tepki göstermiyorlar. Terör yüzünden hayatlarını kaybeden binlerce genç şehidimizin canları daha mı az kıymetli. Evet, Hrant Dink ürkek bir güvercindi ve bir güvercin hunharca vuruldu. Ancak bir şeyi hatırdan çıkarmamak gerekli yıllardır bu ülkede anaların kınalı kuzularının canları da acımasızca alınmakta…. Lütfen dürüst olalım

 

 

22:02 - 31/1/2007


Ramazan Aksu'nun Kitapcisi

Kategori: misafir editor


Hrant Dink'in Öldürülmesi Olayı

Sevgili Blogcu. Görüşllerinin altına imzamı atmama izin ver lütfen. Elbetteki Hrant Dink'in alçakça bir saldırı sonunda kaybetmiş olmamızın üzüntüsünü ailesi kadar ben de yaşıyorum. Sebebi ne olursa olsun, düşünceleri yüzünden bir insanın katledilmesi kabul edilemez. Dolayısıyla bu olaya en azından bir insan olarak üzülmemek elde değil. Ama bunu yaparken, üzüntülerimizi dile getirirken yahut dışa vurarken makul ve mantıklı ölçüler içerisinde kalmaya özen göstermeli, aşırıya kaçmamalı, işi tam da bu şekilde bir mecraya sürüklemek isteyen hainlerin lehine çalışmamalıyız diye düşünüyorum.

Ne demek istiyorum? Hrant Dink'in öldürülmesi ile garip bir şekilde Milliyetçilik sorgulanmaya başladı nedense. Neredeyse milliyetçilik söylemleri dahi mahkum edilmek istenir oldu. Yazılı ve görsel bütün basın birbiriyle yarışırcasına milliyetçiliği kötülemeye başladı maalesef. Yazık, çok yazık. Özellikle entel geçinen bazı kesimler maalesef işi tam da bu noktaya çekmek isteyenlere hizmet ettiklerini maalesef bilmeden kışkırtıcı yorumlarına devam ediyorlar. Düşünebiliyormusunuz soysuz birileri ekranlara çıkıp ".... son zamanlarda bu kadar çok Türk bayrağı dikilirse olacağı budur...." diyecek kadar gözü dönmüş bir şekilde saçmalayabiliyor. Oysaki biraz daha derin düşündüğümüzde hata yapıyor olduğumuzu anlayabileceğiz. Bir seneryonun sahneleri bunlar. Tam şu anda TRT 1 kanalında Kınalı Kuzular isimli dizi var. Orada bu vatanın emperyalistlerce işgal edilmemesi için Çanakkale'de güle güle kınalı şekilde ölüme atlayan bu vatanın evlatlarının hikayesi anlatılıyor. Onlar içinde Osmanlı tebasının bütün kesimleri vardı. Amaç birdi çünkü. Dolayısıyla o milli duygular olmasaydı bugünlerimizi hür ve müreffeh yaşayabilirmiydik? Bakınız, Hrant DİNKin son dönemlerdeki söylemleri ile Ermeni Diasporasının ve etkisindeki Fransa gibi ülkelerin Türkiye aleyhindeki çalışmalarına menfi duruş sergilemesinin ardından, Amerikan kongresinde sözde Ermeni soykırımı iddialarının yeniden ısıtılıp gündeme getirilmesi çabalarının sürdüğü ve Türkiye'nin Irak politikasının yeniden şekillenme çabalarının hissedilir biçimde arttığı dönemde; hoşgörü ve barışın cenneti Türkiye'mizde birliğimize, istikrarımıza manidar bir kurşun daha sıkılmıştır.

Sıkılan bu kurşun; Ermeni diasporasının dümen suyundaki ülkelerin, tarihi belgeleri dikkate almadan ülkemize diplomatik savaş açtıkları günümüzde Türkiye ve Türk düşmanlarının istediği ortamın tesis edilmesinin harcı olmuş, diasporanın asılsız iddialarının karşısındaki Türk tezinin ve dolayısıyla Türkiye'nin çıkarlarının zarar görmesine neden olmuş, bu menfur saldırıdan zararlı çıkan yegane noktanın Türkiye olması sonucunu doğurmuştur. Hrant Dink'in cenazesinde milliyetçiliği kötüleyen soysuz güruh nedense bu gerçeği göremiyor ya da görmezden geliyor.

Bu menfur saldırıyı gerçekleştirenler ve asıl planlayıcıları; asılsız iddialarla gündemde kalmaya çalışan, bu işi bir rant haline getiren, gerçeklerin tarafsız kurumlarca karşılıklı belgeler konularak araştırılmasından ve ortaya çıkarılacak olmasından korkan, Türkiyedeki Ermeni vatandaşlarımızı, Ermeni kardeşlerimizi ve Ermenistandaki Ermeni halkını, dolayısıyla gerçek Ermeni toplumunu temsil etmekten uzak Diasporanın ve Türkiye aleyhine çalışan emperyalistlerin beslemesi, maşasından başka bir şey değildirler.

Hal böyle iken daha nasıl olur da biz bu oyuna gelirriz anlamakta güçlük çekiyorum. Bizim de fidan gibi 34 diplomatımız gözü dönmüş Asala teröristleri tarafından katledildi. Onlarında acılı aileleri, çocukları vardı. Diaspora basını bizim yaptığımız gibi mi yaptı.? Elbetteki hayır. Lütfen yanlış anlamayın. Bu menfur saldırıyı yapanı ve yaptıranları lanetliyorum ve kesinlikle karşısındayım. Ama milliyetçilik kavramına bu denli saldırılmasını da Yüce Allah'ın ayrıcalıklı millet olarak yarattığı büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak kabul edemem. Bunları duymakla milliyetçiliğim daha da katmerleşir. Düşünün lütfen, cahil birilerinin bu karşı söylemlerle düşüncelerinin ne hale geleceğini düşünün lütfen. Herkes bizler gibi fikirlerin fikirlerle tartışılabileceği şeklindeki vekarlı seviyeye sahip olmayabilir. Onun için lütfen söylemlerimize daha dikkat edelim. Biz yüzlerce yıldır aynı mahalleyi, aynı sokağı, aynı türküyü, aynı havayı paylaşmış bir toplumuz. Bizi bölmek, parçalamak isteyen emperyalistlerin bir kez daha oyununa düşmek üzereyiz. Tıpkı Osmanlı hükümetinin mecburen gayet yasal olarak başvurduğu ve bugün dahi bir çok ülkenin başvurduğu bir uygulamanın gerçekleştiği 1915 yılına gelinen süreçte batılı emperyalistlerin ajan provakatörlerini Ermeni vatandaşlarımızın arasına sokarak isyanları başlatmaları gibi bir oyuna hemde. Öyle bir oyun ki... Azerbaycan'da, Karabağ'da, Hocalı'da, Kars'ta, Subatan'da, Erzurum'da, Hasankale'de, Ilıca'da, Van'da, Maraş'ta ve daha nice yerlerde binlerce masum Türk ve müslüman ahalinin katli ile neticelenen bir oyun. Ama bu oyuna gelmeyeceğiz. Bayrağımız bir, ülkümüz bir bizim. Milliyetçiliği kötüleyen o sözüm ona sanatçı bozuntusu enteller bilmiyorlarki bu çatı çökerse hepimiz altında kalacağız. Bilmiyorlar ki bu çatı çökerse bu söylemlerini yapacakları toprakları olmayacak. Ama en önemlisi bilmiyorlar ki bu çatının çökmemesi için canını, kanını vermeye hazır milyonlar var. Öyle milyonlar ki Türk'ü Ermenisi, Kürdü, Çerkezi, Lazı bir arada olan milyonlar.

Bazı soysuzların bu menfur olayı bahane ederek milliyetçi söyleme karşı söylediği şekilde Ben ne Hrant'ım, ne de Ermeni'yim. Türk olmakla iftiha ederim. Ama açık söyleyeyim ki düşüncelerine hiçbir zaman iştirak etmesem de, hep karşı çıksam da Hrant DİNK'e düzenlenen menfur saldırıyı esefle kınıyor, Merhum Hrant DİNK'i keder ve rahmet ile anıyorum. Çünkü ben herşeyden önce bir insanım.

Dink Ailesinin acısını paylaşıyor, kederli ailesine, Milletimize, AGOS Gazetesine, basın camiasına ve sevenlerine baş sağlığı, merhuma Tanrıdan rahmet diliyorum.
Ramazan AKSU

 

Gokmen36'nın NOTU: Blogumun misafir yazarları yazılarına yapılan yorumları takip edemeyebilecekleri ve gerekli hallerde cevap yazamayabilecekleri endişesiyle, misafir editör köşesinde yayınlanan yazılar kısmına yorum eklenmesini doğru bulmadım. Diğer yazılara yorumlarınızı elbette bekliyorum.

23:41 - 25/1/2007


haftanın misafiri

Kategori: misafir editor


fotograf: http://www.bloggingtricks.com/uploaded_images/welcome-713685.jpg adresinden alınmıştır.


 

Geçen gün bir arkadaşımla konuşurken aklıma geldi ve blogum için bir yazı yazmasını istedim. Bu herhangi bir konu üzerindeki görüşleri, bir kitap tanıtımı, bir kültür sanat olayı, bir anımız, beğendiği bir şiir vs. olabilirdi. Arkadaşım olabilir dedi ve ondan yazı beklemeye başladım. Bu arada bu yazılar için bir kategori ayırmak lazım diye düşünürken aklıma bir süredir Radikal gazetesinin uyguladığı geldi. Malum Orhan Pamuk'a falan bir günlük editörlük vermişlerdi. Pamuk'un radikali demişlerdi. Ben de misafir editör diyeyim dedim. O gün üst başlık olarak hazırlayan dostumuzun adını kullanırım artık: X'in kitapcisi :)

Bu yazı blog dostlarıma ve tüm arkadaşlarıma açık davettir. İstediğiniz bir çalışmanızı yayınlamak isterim. Bunun için bir gün belirlemedim daha, ancak muhtemelen haftaiçi bir günü düşünüyorum. Yazılarınızı gokmenkitap@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Tabi bu işi mümkün olduğu kadar yürütmeye çalışacağım. İlk olarak bahsettiğim arkadaşımdan yazı beklerken, bir yazıma yapılan yorumu orada bırakmak içime sinmedi ve ilk misafir olarak Ramazan Aksu'nun bu yorumunu görmek istedim. 

Davetimi yenileyerek sözlerimi bitiriyorum:

Dostlarımı bloguma yazar olmaya bekliyoum. 

21:03 - 25/1/2007 - yorum {1} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Tanım
okudugum kitaplari sizlerle paylasmak istiyorum
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
kitapyurdu
mehmet nuri yardım
şehitler ölmez
Şahin Uçar Tarih felsefesi
strateji
2023 dergisi
millet haber sitesi
sanat alemi
etik haber
ben kendim
bi tanem
ırak turkmenleri
Turklere uygulanan soykırımlar
engelinin sayfası
durmuş hocaoğlu
AGAM
Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele
dünyayı Türkçe okuyun
Armenian Genocide
Azeri kültür evi

Kategoriler

Son Yazılar
- tebrik
- Azerbaycan Ziyaretimizin Azerbaycan Basının'da Yansımaları
- Bir Seminer Duyurusu: Şahin Uçar- Tarih Felsefesi
- Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin Yeni Sayısı Yayınlandı
- Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin Yeni Sayısı Yayınlandı
- Bir Alıntı: Kardeş Kardeşe Borç Vermez
- bayram kutlaması
- tebrik
- Bir Kitap: Ramazanname
- Bir Duyuru Bir Davet: Muğam Gecesi
- Bir Dergi: Vizyon
- Başarılar
- bir şiir: üniversite yıllarımda
- anneler günü
- TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ KUTLU OLSUN
- Bengütürk televizyonunda Ermeni Sorunu Tartışıldı
- Azeri Kültürevi Paneli
- BİR ŞİİR- BİR VEDA: ÜŞÜYORUM
- kutlama: Nevruz
- Bir Şarkı, Bir Program Duyurusu

TÜRK MİLLETİ SİZİNLE/GÖKMEN36/
<

Add to any service Blogcu Toplist Blogarama - The Blog Directory
Free Web Counters
Görevimiz sizi doğru adrese ulaştırmak.
Academics Blogs - Blog Top Sites