| kitapci |

BİR ŞİİR: KURTARICI MELEKLER
fotograf http://www.harran.edu.tr/idari/sivilsavunma/index.htm adresinden alınmışıtır.
Bu kez editörümüz bir ilköğretim öğrencisi. Hereke Nuh Çimento İlköğretim Okulu 3- A sınıfı öğrencilerinden Atacan KILIÇOĞLU'nun güzel şiiri (söylemesi ayıp ödül aldı :) )
KURTARICI MELEKLER
Felaket gelmeden önce Önlemimizi alalım. Evde, işte, okulda Hep hazırlıklı olalım. İlkyardım konusunda Eğitimler alalım, Sivil savunmanın Bizde bir üyesi olalım. Sel, yangın, depremler Bizleri hep mahveder. En büyük yardımcımız Sivil savunma denen melekler.
Atacan KILIÇOĞLU 12:26 - 28/4/2007 - yorum {1} - yorum yazÖZGENİN KİTAPÇISI: ABD'DEN BİR KONUK
Herkese selamlar ve sevgiler ;) Sevgili Gökmen’in taa oralardan beni tehdit etmesi nedeniyle su anda size bu yazıyı yazıyorum. Hani bazen bir besteciye gidip hadi bana beste yap derler ya kendimi öyle hissettim, yooo yazı yazmakta uzman oldugumdan diiiil J))) sorun bu yazıya nasıl baslayacağımı bilemememden kaynaklanıyor. Aslında Gökmen’in ricasi şu anda ailemden, arkadaslarimdan kisacasi tum sevdiklerimden uzakta Amerika’da yasiyor olmamdan kaynaklaniyor. Amerika’da doktora yapan gencligin insanin Turkiye’de doktora yapanlarinkinden pek farkli bi hayatlari yok, en azindan ben henuz farkedemedim J))) her gun sabah kalkip okula gidiyorum, arastirma projesi ile ilgili illaki yapacak biseylerim oluyor, onunla ilgilendikten sonar varsa dersim, derse gidiyorum, ve de bol bol odevlerle ve de sinavlarla bogusuyorum, ve her akademisyenin yakindigi gibi isim asla iste bitmiyor, illaki eve okuncak, yazilcak cizilcek bir suru seyle geliyorum(bu yaziyi yazarken harcadigim zamanda kac tane makale okurdum ben aaahh aaahhh alacagin olsun Gokmen :p). Tek fark bunlari baska bir ulkede, tum sevdiklerimden uzakta, bol bol hasretlik cekerek yapiyorum. Hani diyceksiniz o zaman ne isin var oralarda J))) ben de bunu dusunuyom geldigimden beri J)) yok yok, aslinda en buyuk sebep arastirma olanaklarinin cok iyi olmasi ve tabii akademik cevrenin burda bilim yapmakla ugrasiyor olmasi!!! Isin akademik yanini birakalim bir kenara, biraz Amerikan sosyal hayatindan bahsedelim diyecegim ama goruyorum ki caaanim ulkem, ozellikle guzel Istanbul’um artik o kadar amerikanlasmis ki, buraya ayak uydurmakta o kadar zorlanmadim, aslinda buna uzulsem mi sevinsem mi algilayabilmis degilim. Icinde bulundugumuz sartlar mi bizi bu duruma itiyor yoksa biz aslinda farkinda olarak ve isteyerek mi secimler yapiyoruz inanin bilmiyorum. Bahsettigim Istanbul’da surekli gittigim restoranlari, kafeleri burda da elbette gordum, gidiyorum, ama Istanbul’da iken gitmekle dogru secim yapip yapmadigimdan emin degilim. Dedigim gibi icinde bulundugumuz sartlar mi bizi bu duruma itiyor yoksa biz aslinda farkinda olarak ve isteyerek mi secimler yapiyoruz inanin bilmiyorum. Ama ilk geldigim gunlerden birinde oglen aciktigimda karsimda Subway i gordugumde ne kadar sevindigimi anlatamam J))(bizim bolumun tam arkasinda ;)) dusunun hic biyer bilmiyorsunuz, kimseyi tanimiyorsunuz, kime guvenip guvenmeyeceginiz belirsiz, ya deneme yanilma yontemi ile bir sonuc elde edeceksiniz ya da deneyimlerinizden yararlanacaksiniz J ben ikincisini tercih ettim. Ilk baslarda arkadas edinme zorlugu cektim!!!!! J inanmasi zor degil mi? beni taniyanlar bilirler arkadas edinmekte zok zorluk ceken bir insan degilimdir ama is, baska bir ulkede o ulkenin vatandasi bile olmayan baska baska insanlarla, kendinizi tam anlamiyla ifade edemediginiz bir dille sohbet etmeye gelince, inanin degisiyor. Bir kere kultur farkliligi denen seyi cok derin bi sekilde hissediyorsunuz (neyseki kultur soku yasamadim J). Muhendislik fakultesinde oldugum icin etrafimda sadece hintliler var J fakuteyi ele gecirmis durumdalar. Okuldaki odada ben dahil 6 kisiyiz, 5 i hintli J danisman hocam yunan, bolum baskanimiz misirli J sinifta sadece iki tane amerikali ogrenci var J Aslinda burda olmanin en guzel yani uluslararasi bir arkadas cevrenizin olmasi. Neyse arkadas edinme zorlugu diyordum, dedigim gibi tabii ki ilk baslarda sadece okuldaki odamda vakit gecirdigimden olsa gerek sadece hintli arkadaslarim vardi. Kabul cok zekiler ve derslerimde bana cok yardimci oluyorlar ama is muzik konusmaya ya da bir filmden bahsetmye geldiginde dunyadan bihaber olduklarini gormek cok aci. Beatles die bir grubun varligindan haberdar olmamalari cok ilginc mesela, cok buyuk bir hayranlari olmasam da Beatles diye bir grubun varligindan en azindan haberdarim J yaa biriniz bilmezsiniz ya da ikiniz kabul ama hicbiriniz mi bilmezsiniz ki Beatles bir ingiliz grubu ve bir ingiltere somurgesi ulke olarak zaten ingiliz ingilizcesi konusuyorlar J komik… neyseki bolum dersleri disinda ingilizce dersi aliyorum bir de, akademik yayinlar icin, orda da cesit cesit milletten arkadas edindim. cinli, japon, tayvanli… cinlileri anlamak oldukca zor, cince mi konusuyorlar, ingilizce mi anlayamiyorum J ingilizce sinifindan kafa yapima uygun bir arkadas edinmeyi basardim J arkadas tayvanli J en azindan ne dedigimi anliyor ne dedigimi anliyor derken manteliteyi kastediyorum J japonlar cok iyiler, ozellikle hatunlar sanirim genlerinden gelen bisey yardim etmek icin adeta cirpiniyorlar J ama onlarin da dunyadan bihaber olduklarini belirtmeden gecemeyecegim… cok calistiklarindan mi kaynaklaniyor bilemiyorum. NBC de bir dizi izledigimden bahsettigimde Amerikan kanali mi sorusu ile karsilasmis olmak beni sasirtan diger bir durum ki bu insan 6 yildir amerikada yasiyor. Insanlari bilmedikleriyle yargilamayi sevmem ama iste bunlar sadece beni sasirtan olaylar ki zaten bu garipliklerin disinda hepsi kendi dallarinda cok cok basarili insanlar. Aslinda burada yasadigim en sasirtici olay, kullanmakta oldugumuz muhendislik binasina bomba alarmi yapilmasidir. Sakin bir ogleden sonar odamda bilgisayar basinda arastirmamla hasir nesir olurken odamizin kapisi calindi, bi adam binanin bosaltilmasi gerektigini soyledi. Tamam dedik, bilgisayarimda acik olan dosyalarimi kapatmaya basladim, 1dk gecmedi adam tekrar kapida ama bu sefer daha bi heyecanli, cabuk olun cikin disari diye bagiriyor, ne bilgisayai kapatildim, ne cantami toparlayabildim, tek yapabildigim montumu kapip kendimi disari atmak oldu. Disari cikinca polis araclarinin butun yollari kapattigini gorunce sasirdim, sonra bomba alarmi yapildigini ogrendim, ilk baslarda cok ciddiye almadigimi, amerikalilarin klasik onlem merakindan kaynaklanan bir durum oldugunu zannetsem de bir sure sonra tum ulusal kanallarin bizim binanin onune yigilip canli yayina baslamalariyla isin ciddiyetinin farkina vardim. Tabii o gun tekrar binaya girme imkanim olmadi, ertesi gun gazetelerden okudum ki, bir sahte bomba ihbariymisJ Ne kadar onlem meraklisi olsalar da iyi insanlar su amerikalilar ya da ben hep iyilerine denk geldim Allah’tan J ve de cok durustler… uzun zamandir burda yasayan bir turk arkadasim eger araba alacaksan(ikinci el tabii ki J) bi amerikalidan al diye tavsiyede bulundu cunku arabanin daha once gecirdigi kazalari bir bir sayip arabanin hangi tamirleri gordugunu soyluyolarmis J ilgincler ama guzel… neyse dedigim gibi iyilerine denk gelmis olsam gerek ondan, bilgisayar masasi aldim odama ama hani parca parca olanlardan ve tornavida ve cekis yardimiyla birlestirilmesi gerekenlerden neyse amerikali bir arkadasima belim agriyor o yuzden yeni aldigim bilgisayar masasini birlestiremedim diye yakindim sadece ve ertesi gun geldi bilgisayar masasini kurdu J bu arada ihtiyacim olan tornavida ve cekic gibi ivir zivirlarla dolu bir alet cantasini da baska bir amerikali arkadasim evime kadar getirdi J bu arada bilgisayar masasini kuran amerikali arkadas tam bir turk hayrani, yari turkum diyo zaten J turk adetlerinin hemen hepsini ogrenmis J turkce de konusuyor az biraz (bana bacim diyor J) bi kac kez de Turkiye’ye gitmis hatta Konya’ya bile J neyse Amerikada hayat boyle dostlar, bol bol hasretlik cekerek (bir yunan restoraninda serdar ortac sarkisi duydugumda aglayacak ve bagira bagira eslik edecek kadar :’)) bol bol ders calisarak ve odev yaparak ve tabii ki Turkiye’de izlemeye basladigim cogu TV dizisinin ileriki sezonlarini izleyerek J ama bu Turk dizilerini unuttugum anlamina gelmesin cunku her carsamba dersten sonra okulda kalip Binbirgece nin yeni bolumunu internetten mutlaka izliyorum, bol bol aglayarak tabiii J ulkemi, ailemi, dostlarimi kisaca tum sevdiklerimi cok cok ozledim, en kisa zamanda tum sevdiklerime tekrar kavusabilmek dilegiyle ;) Gecmis ve gelecek yoktu Istanbul vardi, Olum yoktu, yasam yoktu, Yalnizlik yoktu, issizlik yoktu, Istanbul vardi…. Mehmet Fehmi Imre Sevgilerimle, Ozge Cavusoglu J GOKMENİN NOTU: Ozge beni kırmayıp yoğun işlerinin arasında yazısını hazırladı. Teşekkür ediyorum. Diğer arkadaşlarıma da artık mazeretleri kalmadığını belirtiyorum. 21:06 - 20/3/2007 - yorum {2} - yorum yazBir Cinayet Üzerinden Türk Milliyetçiliğinin Linç Edilmesinin An
Bir Cinayet Üzerinden Türk Milliyetçiliğinin Linç Edilmesinin Anatomisi: Vurun Yoldaşlar Vurun “19 Ocak 2007 saat 15:00 sularında ajanslar hararetli ve şok edici bir haber geçti, Hrant Dink vuruldu”. Menfur bir cinayet sonrasında hayatını kaybeden Hrant Dink Türkiye’nin bütün gündemini birden bire alt üst etti. Hadise sonrasında cinayet bütün Türkiye çapında kınandı, katil zanlısı ve bağlantılı olduğu söylenen bütün arkadaşları kısa sürede –yaklaşık 32 saat içinde- yakalandı. Toprağı bol olsun, elim bir şekilde hayatını kaybeden gazeteci Hrant Dink’in ölümünden itibaren başlayarak “toplumsal tepki”, “sivil duyarlılık” veya adına ne dersek diyelim bir oluşum yaşandı günlerce “Hepimiz Ermeniyiz! Hepimiz Hrantız!” sloganları atıldı. Dink’in ölümünden milliyetçiler ve devlet sorumlu tutularak. Adeta bu olanların müsebbibi milliyetçilermiş gibi gösterilmeye başlandı. Cinayeti lanetleyen kesimler eylemlerinde cinayetten çok devlete ve milliyetçilere yüklendiler.Bu kısa hatırlatmadan sonra esas konumuza dönelim; bir cinayet üzerinden, -kana dayalı olarak- linç felsefesinin nasıl inşa edildiğini milliyetçiliğin ayaklar altına alındığını ve Türk milliyetçiliğinin “faşistlik (2. Dünya savaşındaki anlamıyla)” ile yaftalandığını tartışacağız. Parmak ucu Toplumu ve Akıl Tutulması: İfrat ve Tefrit Arasındaki ince Çizgi Cinayetten sonra herkesin ağzında bir motto oluştu Hepimiz Hrant’ız! Hepimiz Ermeni’yiz! Bu slogana katılmak mümkün değil çünkü bu tarz ajite edici laflar bu cinayetten hakikaten üzüntü duyan kesimleri yaralamaktadır. Hrant olamayız. Çünkü Hrant Dink’in diaspora Ermenilerinden söylemleri temelde taktik açısından farklıydı. Yoksa, Türk Milletini soykırımla suçlama konusunda pek farklı düşünmemekteydi. Bunun ötesinde son günlerde yaşananlar ise Hrant Dink üstünden bu ülkenin temel taşıyıcısı olan Türk Milleti’nin ve onun dayandığı değerler olan devlet ve bayrağın örselenmesidir.Örneğin Trabzon ülkenin şer odağı olarak mimlenerek bu güzel şehrimizdeki bütün insanlar potansiyel suçlu olarak değerlendirilmektedir (TAYAD’lılarla yaşananlarla, rahip Santaro cinayetiyle bağlantı kurmak için kurulan teorilerle beraber düşününüz) Ki bu durum en açık tabirle alçaklıktır bölücülüktür. Bu ülkede bu güne kadar kimse kimseyi etnik veya coğrafi kökeni dolayısıyla rencide etmemiştir. Ne ASALA terörünün en hızlı döneminde doğrudan Ermeni yurttaşlarımıza karşı bir hadise yaşanmıştır. Ne de PKK dolayısıyla Kürt vatandaşlarımıza karşı. Birkaç olaydan bütün bir Trabzon şehri yargısız infaza kurban gitmektedir. Bunun yanında kimi “sanatçı entelektüel aydın” kesim ise “bu ülkeye bu kadar çok bayrak dikilirse” olacağı budur demekle Türk bayrağından duydukları rahatsızlığı dile getirmekten çekinmemektedirler. Yukarıda anılan söylem çerçevesinde Türk Bayrağı adeta bölücü bir unsur olarak ima edilmektedir. Sanki söylenen şey Türk bayrağı değil de bir futbol müsabakasında karşı takımın bayrağı veya bir terör örgütünün flaması idi. Her nedense de yüksek tabakadan kimsenin aklına bu gelmedi. Unutulmaması gereken ise Türk bayrağı bu ülkenin en önemli temsil sembolüdür ve bu ülkenin bütün insanlarını birleştiren bir unsurdur. Yani bu tarz söylemler birliğe ve kardeşliğe yapılabilecek en büyük saldırıdır. Bu tip tutumların maksadı bellidir. Türk’üm demeyi korkulacak bir şey haline getirerek vatanseverleri pasifize etmek, sözde soykırıma karşı duran kesimlerin mücadelesinin önünü kesmektir. Son olarak sorulması gereken bir soru daha olduğuna inanıyorum, bir cinayete tepki göstermek güzel ancak bu tepkiyi gösterenler neden bu ülke için canlarını veren şehitlerimizin cenazelerinde yoklar neden tepki göstermiyorlar. Terör yüzünden hayatlarını kaybeden binlerce genç şehidimizin canları daha mı az kıymetli. Evet, Hrant Dink ürkek bir güvercindi ve bir güvercin hunharca vuruldu. Ancak bir şeyi hatırdan çıkarmamak gerekli yıllardır bu ülkede anaların kınalı kuzularının canları da acımasızca alınmakta…. Lütfen dürüst olalım
22:02 - 31/1/2007Ramazan Aksu'nun Kitapcisi
Hrant Dink'in Öldürülmesi OlayıSevgili Blogcu. Görüşllerinin altına imzamı atmama izin ver lütfen. Elbetteki Hrant Dink'in alçakça bir saldırı sonunda kaybetmiş olmamızın üzüntüsünü ailesi kadar ben de yaşıyorum. Sebebi ne olursa olsun, düşünceleri yüzünden bir insanın katledilmesi kabul edilemez. Dolayısıyla bu olaya en azından bir insan olarak üzülmemek elde değil. Ama bunu yaparken, üzüntülerimizi dile getirirken yahut dışa vurarken makul ve mantıklı ölçüler içerisinde kalmaya özen göstermeli, aşırıya kaçmamalı, işi tam da bu şekilde bir mecraya sürüklemek isteyen hainlerin lehine çalışmamalıyız diye düşünüyorum.
Gokmen36'nın NOTU: Blogumun misafir yazarları yazılarına yapılan yorumları takip edemeyebilecekleri ve gerekli hallerde cevap yazamayabilecekleri endişesiyle, misafir editör köşesinde yayınlanan yazılar kısmına yorum eklenmesini doğru bulmadım. Diğer yazılara yorumlarınızı elbette bekliyorum. 23:41 - 25/1/2007haftanın misafiri
fotograf: http://www.bloggingtricks.com/uploaded_images/welcome-713685.jpg adresinden alınmıştır.
Geçen gün bir arkadaşımla konuşurken aklıma geldi ve blogum için bir yazı yazmasını istedim. Bu herhangi bir konu üzerindeki görüşleri, bir kitap tanıtımı, bir kültür sanat olayı, bir anımız, beğendiği bir şiir vs. olabilirdi. Arkadaşım olabilir dedi ve ondan yazı beklemeye başladım. Bu arada bu yazılar için bir kategori ayırmak lazım diye düşünürken aklıma bir süredir Radikal gazetesinin uyguladığı geldi. Malum Orhan Pamuk'a falan bir günlük editörlük vermişlerdi. Pamuk'un radikali demişlerdi. Ben de misafir editör diyeyim dedim. O gün üst başlık olarak hazırlayan dostumuzun adını kullanırım artık: X'in kitapcisi :) Bu yazı blog dostlarıma ve tüm arkadaşlarıma açık davettir. İstediğiniz bir çalışmanızı yayınlamak isterim. Bunun için bir gün belirlemedim daha, ancak muhtemelen haftaiçi bir günü düşünüyorum. Yazılarınızı gokmenkitap@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Tabi bu işi mümkün olduğu kadar yürütmeye çalışacağım. İlk olarak bahsettiğim arkadaşımdan yazı beklerken, bir yazıma yapılan yorumu orada bırakmak içime sinmedi ve ilk misafir olarak Ramazan Aksu'nun bu yorumunu görmek istedim. Davetimi yenileyerek sözlerimi bitiriyorum: Dostlarımı bloguma yazar olmaya bekliyoum. 21:03 - 25/1/2007 - yorum {1} - yorum yaz
|
Tanım okudugum kitaplari sizlerle paylasmak istiyorum Ana Sayfa Profilim Arşiv Arkadaşlarım • kitapyurdu • mehmet nuri yardım • şehitler ölmez • Şahin Uçar Tarih felsefesi • strateji • 2023 dergisi • millet haber sitesi • sanat alemi • etik haber • ben kendim • bi tanem • ırak turkmenleri • Turklere uygulanan soykırımlar • engelinin sayfası • durmuş hocaoğlu • AGAM • Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele • dünyayı Türkçe okuyun • Armenian Genocide • Azeri kültür evi Kategoriler Son Yazılar - tebrik - Azerbaycan Ziyaretimizin Azerbaycan Basının'da Yansımaları - Bir Seminer Duyurusu: Şahin Uçar- Tarih Felsefesi - Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin Yeni Sayısı Yayınlandı - Türk Dünyası Tarih Dergisi'nin Yeni Sayısı Yayınlandı - Bir Alıntı: Kardeş Kardeşe Borç Vermez - bayram kutlaması - tebrik - Bir Kitap: Ramazanname - Bir Duyuru Bir Davet: Muğam Gecesi - Bir Dergi: Vizyon - Başarılar - bir şiir: üniversite yıllarımda - anneler günü - TÜRKÇÜLÜK GÜNÜ KUTLU OLSUN - Bengütürk televizyonunda Ermeni Sorunu Tartışıldı - Azeri Kültürevi Paneli - BİR ŞİİR- BİR VEDA: ÜŞÜYORUM - kutlama: Nevruz - Bir Şarkı, Bir Program Duyurusu ![]()
| ||||||