|

Hocalı'da Ermeni vahşeti
Osmanlı devleti'ne ihanet eden, rus ordusuna her türlü desteği veren, Fransız üniforması ile müslüman türk kanını dökmekten çekinmeyen, savunmasız yerleşim yerlerini basıp binlerce insanı katleden, bir çok Türk devlet adamını şehit eden, diplomatlarımızı hunharca katleden, Azerbaycan'da yüzyılın utancı olarak tarihe geçecek bir soykırıma imza atan, kadim Türk yurdu Revan başta olmak üzere gasp ettiği her yerde Türk milletine karşı terör ve vahşet üreten, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ve sınırlarını tanımayan , Azerbaycan topraklrında işgalci olan Ermenilerden yaptıkları vahşet ve barbarlıklardan dolayı TÜRK milletinden özür dilemelerini bekliyorum. Aydın sıfatı ile aramızda yaşayan, her fırsatta kötüledikleri Türk devletinden maaş almaya gelince gocunmayan, her olay ve durumda istisnasız Türk milletini suçlu bulmaya hazır olan, milletini (en azından vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu ülkenin insanlarını) aşağılamaktan bıkmayan bir kısım zevatın son yaptığı özür girişimini kınıyor. Bunların aklı salim ile yeniden düşünmesini ve asıl başta şehitlerimiz olmak üzere Türk milletinden özür dilemelerini bekliyorum. Bu özürcü takımının diline doladığı bir şey var, anadolu'da 2 milyon ermeni vardı, 7 milyon Türk; şimdi ermeni kalmadı türkler 70 milyon diye. Unuttukları bir şey var anadoluda kalmamaları öldürüldüklerini veya sınırdışı edildiklerini göstermez, 1915'de tehcir edildikleri yer bir Osmanlı toprağı idi, savaş sonrası sınırlarımız dışında kaldı. Yani şimdiki sınırlarımıza dahil olsaydı ermeni nüfusu da daha çok olacaktı. Elimizde yalnızca anadolunun kalabilmesi, imparatorluk coğrafyasının ermenilerin de desteklediği emperyalist ülkelerce parçalanmasının sorumluluğunu da bize yıkacaklarsa havalarını alırlar. Eski Osmanlı coğrafyasından katliamlar yüzünden kaçıp gelmek zorunda olan Müslüman ve Türk nüfusun eklenmesi ile artan Türk nüfusunu hesaba katmadan sanki anadolu'da Türk kaybı olmamış gibi hesap yapanların en azından şaşkın oldukları söylenebilir. Nüfus istatistiklerine bakılınca dünya çapında bulunan ermenilerin sözde soykırıma uğradığı halde nasıl bu kadar artabildiği sorusu da ayrıca sorulabilir bu zevata.
Bu girişime yönelik emekli diplomatlarımızın yayınladığı bildiriyi aşağıya ekliyor ve altına imzamı atıyorum:
"BÖYLESİNE yanlış ve tek taraflı bir girişim (Ermenilerden özür dilenmesi), tarihimize saygısızlık ve terör örgütlerinin Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaptıkları ve cumhuriyet tarihimizde de giriştikleri şiddet eylemlerinde hayatlarını kaybeden insanlarımıza ihanet etmek anlamına gelecektir. 1915 Ermeni tehciri acı sonuçlar vermiş ise de, Türk insanının Ermeni isyanları ve terör eylemlerinde uğradığı kayıplar ve acılar Ermenilerinkinden daha az değildir. Ermeni tedhişçilerinin 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren daha sonra 1. Dünya Savaşı sırasında ve Kurtuluş Savaşı’nın ilk dönemlerinde istilacı düşman kuvvetlerine katılarak Anadolu insanımıza karşı kitlesel vahşet eylemlerinde bulundukları bilinmektedir. Cumhuriyet tarihimizde ise 1973’te tekrar hortlayan ve ASALA ve “Adalet Komandoları” adlı terör örgütlerinin 1974’ten 1986 yılına kadar sürdürdükleri bilinen eylemler 70 kişinin ölümüne, 574 insanın yaralanmasına sebep olmuş, bunların arasında 34 kamu görevlimiz ve aile yakınları can vermiştir. Geçen yüzyıl sonlarından itibaren Azerbaycan topraklarının dörtte birine yakın bölümünün Ermenistan tarafından işgal edilmiş ve buradaki bir milyon kadar nüfusunun kendi topraklarında sürgün hayatı yaşamakta olması bugün de çözüm beklemektedir. Özür dileme kampanyası gibi sakat bir girişime kalkışanlar acaba tarih boyunca Ermeni terörüne can veren ve zulüm gören insanlarımız için de özür dilenmesini düşünmekte midirler? * * * ERMENİ İddiaları hakkında özür dilemek girişimini bir tarafa bırakıp, öncelikle, yakın geçmişte masum Türk diplomatlarını, görevlilerini ve ailelerini acımasızca katletmiş olan Ermenilerin Türk ulusundan özür dilemesini sağlamak gerekir. Bu katiller hâlâ hayattadır ve Ermenistan ile bazı ülkeler tarafından himaye gördükleri için cezasız kalmışlardır. * * * YURTDIŞINDA görevli bulunduğumuz yıllarda bizler, Ermeni terörünün acısını bütün vahşetiyle yaşadık. Tek yanlı Ermeni iddialarının her terör eyleminden sonra dünya kamuoyunu daha da etkilediğini gördük. Bugün terör artık işlevini bitirmiştir. Planın ikinci aşamasında özür dilenmesi ve bundan sonra da işin toprak ve tazminat taleplerine vardırılmasının tasarlandığını biliyoruz. Dileğimiz, uğradığımız bunca kayıp, acı ve haksızlıktan sonra kendi insanımızın böyle bir sinsi ve kasıtlı plana alet olmamasıdır. * * * BUGÜN Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerde bir yumuşama sürecine girilmesi ve iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi isteniyor ise, bunun yolunun, tek taraflı özür dilenmesi gibi tavizlerden değil, öncelikle taraflar arasındaki sınırların ve toprak bütünlüklerinin tanınmasından, ve mutlaka gerekiyor ise, her iki tarafın tarih boyunca çektikleri acıların karşılıklı olarak paylaşılmasından geçtiğinin hatırda tutulmasında yarar görüyoruz. Aksi takdirde, “özür dilenmesi” gibi tek yönlü bir davranış yersiz ve yanlış olacak, tarih gerçeklerine aykırı düşecek ve ulusal çıkarlarımız açısından vahim sonuçlar doğurabilecektir."
23:05 - 17/12/2008 -
bedava vatan bulanlara...
Ülkücüler insanlık alemi icinde ne uşak olmayı ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen.Şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.Sizlere kolay bir başarı vaad etmiyorum.Kısa zamanda bir iktidar umanlar bizimle yola çıkmasınlar.Yolumuz uzun ve çetindir.Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri tehditler ve daha bir yığın engel çıkacaktır.Bu çetin yolda dayanabilicekler bizimle gelsinler cesur olanlar kuvvetli olanlar gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar.Dava adamları o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde yaşayamazlarsa o davayı bir adım ileri götüremezler.
Alparslan TÜRKEŞ
Türk islam davasının 22 yaşındaki ilk şehidi Ruhi KILIÇKIRAN'ın yetim olduğunu 4 ocak 1968 de Ankara Site Yurdu Katinin de iftarını açtıktan sonra hemen şehit edildiğini biliyormuydunuz...
17 Mart 1978 tarihinde Ömer BAYRAKLAR Salih ULU Bahri BİLGİN Cevat KOCA Sinan KOCA isimli 5 ülkücü işçinin aynı anda dev-yol militanları tarafından katledildiğini. Ümraniye de oturan bu ülkücülerinin hepsinin de Giresunlu olduklarını Sinan ile Cevat’ın kardeş olduğunu Sinan KOCA'nın henüz 10 günlük bebeği olduğunu biliyormuydunuz...
18 Eylül 1879 tarihinde Adana da 6 ülkücü öğretmenin arkalarından ateş açmak süretiyle şehit edildiğini ve bu öğretmenlerin katillerinin hala yakalanmadığını biliyormuydunuz...
8 Haziran 1970 tarihinde şehit edilen Yusuf İMAMOĞLU'nun yapılan otopsi sonucu 36 saattir yemek yemediğini şehit edilmeden önce okulun arka bahçesinde bulunun ağaçların altında son namazını kılan İMAMOĞLUN'UN cebinden 35 kuruş çıktığını biliyormuydunuz...
23 Kasım 1970 yılında ülkücü şehit ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU' nun kominist militanlar tarafından ağır işkenceler sonucu şehit düştüğünü ÖNKUZU' nun kırılmadık kemiği patlamadık yerinin kalmadığını ve ağzından ciğerlerine bisiklet pompasıyla hava verilerek çiğerlerinin de patladıktan sonra okulun 3. katın penceresinden aşağı atıldığını biliyormuydunuz...
12 Eylül idaresi tarafından haklarında verilen idam hükmünün uygulanması sırasında yanlarında bulunan görevli imamın Selcuk Duracık ve Halil Esendağ için "Hiç evliya gördünüz mü" diyenlere "evet HALİL ile SELCUK' u gördüm" dediğini biliyormuydunuz...
12 Eylül idaresi tarafından idam edilen MUSTAFA PEHLİVANOĞLU nun son mektubunda
"şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki Mustafalar ölür ALLAH davası ölmez Milliyetçilik yaşar kellemi verdiğim bu yolun zaferi yakındır. Zafer ALLAH' a inananlarındır."dediğini
biliyormuydunuz...
12 Eylül idaresi tarafından idam edilen Cevdet KARAKAŞ' ın avukat barolarından hiç bir avukatın savunmak istemediğini ve KARAKAŞIN savunmasını kendisi yapmak zorunda kaldığını biliyormuydunuz...
17 Nisan 1980 tarihinde Malatya belediye başkanı Hamit Fentoğunun evine gönderilen bombalı paketin patlaması sonucu FENTOĞLU, kızı ve 2 torunun ve torunu olan Selim BOZKURT FENTOĞLU nun daha 2,5 yaşında olduğunu ve babasının vatani görevini yapmakta olduğunu biliyormusunuz...
12 Eylül idaresi tarafından asılarak idam edilen Cengiz BAKTEMUR'UN korkusuzca idam sehpasına yürüyüşüne şahit olan cezaevi personelinin "bizce şehitti o şehitlik mertebesine ermiş birinin karı değildir. Sevinerek ve koşarak ilmeği boynuna gercirmiştir. " dediğini biliyormusunuz...
5 Eylül 1979 yılında şehit olan ADEM PEKMEZCİ isimli ülküdaşımızın henüz 15 yaşında olduğunu biliyormuydunuz...
Ülkücü şehit Ahmet Evcimen'in Bakırköy deki Sürmeli otelin önünde 20 den fazla kurşunla şehit edildiğini biliyormusunuz...
Tokat'ın Zile ilcesin den Mustafa Taştangil' in kitap ve defterlerinin her sayfasında büyük ülkü devi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU NUN isminin yazışı olduğunu ve mezarı ÖNKUZUNUN yanında bulunduğunu ve ailesinden son isteğinin bu olduğunu biliyormuydunuz...
Ülkücü şehitlerden Ahmet Sarpkaya' nın kurban bayramının son günü mahallelerine baskına gelen kominist militanları önce fark edip durumdan arkadaşlarına haberdar etmek için evlerini dolaşırken acılan ateş neticesi öldüğünü ve 18 yaşındaki SARPKAYA' nın SAĞIR VE DİLSİZ olduğunu biliyormusunuz...
Uşakta dokuma işcisi olarak calışan Alaaddin Gündüzün doğum yapmak üzere eşinin yanına giderken 27 kurşunla şehit edildiğini GÜNDÜZ' ünvefat ettiği gün bir oğlunun dünyaya geldiğini ve doğan bebeğinin adının Alaaddin olduğunu biliyormuydunuz...
Eşitlik olsun diye12 eylül idaresinin Selçuk Duracık Halil Esendağ Cengiz Baktemur İsmet Şahin Mustafa Pehlivanoğlu Fikri Arıkan Cevdet Karakaş Ali Bülent Orkan Ahmet Kerse olmak üzere 9 ülkücüyü asarak şehit ettiğini biliyormusunuz...
Ali Can Karaosmanoğlu’nun 18 Haziran 1979 yılında Mimar Kemal Lisesi öğrencisiyken şehitlik mertebesine ulaştığını ve yaşının henüz 17 olduğunu biliyormuydunuz…
6 Ağustos 1979 da şehitlik mertebesine ulaşan Ali Çetin’in Vatani görevini Asteğmen olarak yaptığı sırada Kayseri’de bulunan ailesini ziyarete gittiğinde şehit düştüğünü evli ve 2 çocuk babası olan Çetin’nin kominist militanlar tarafından önce dişlerinin söküldüğünü sonra üzerine asit dökülerek bıçaklandığını ve sonra yakıldığını biliyormuydunuz…
3 Haziran 1980 tarihinde şehit edilen Ali Kuş’un henüz 18 yaşında olduğunu ve o yaşlarda Kayseri ülkücü gençler derneğinin mahalle başkanlığını yaptığını biliyormuydunuz…
Ali Osman Devecioğlu ülkücü şehidimizin yaşlı annesini emekli maaşını almaya götürürken Çeliktepe de kominstler tarafından silahlı saldırıya uğrayıp kafasına isabet eden tek kurşunla annesinin kolları arasında şehit düştüğünü biliyormuydunuz…
İsmail Tomaç’ın 5 Haziran 1980 de Bursa’nın Çınar mahallesindeki kırtasiye dükkanında Kuran-ı kerim okurken şehit edildiğini ve 13 günlük bir bebeği olduğunu biliyormuydunuz…
EY ÜLKÜCÜ HAREKET BUNLARI BİL VE UNUTMA
isimsiz - 2008-12-23 15:06:00 - 2008-12-23 15:06:00
|